Diğer Hizmetlerimiz: ingilizce Kursu |  ingilizce Kursu |  Toefl Kursu |  Toefl Kursu |  Toefl Kursu |  Yds Kursu |  Toefl |  izmir ingilizce kursu
Rusça Kursu |   Bursa ingilizce Kursu |  ispanyolca Kursu |  ielts Kursu |  Toeic Kursu |  Proficiency Kursu |  Gmat Kursu


İngilizce Kursu
+ Konuyu Cevapla
Toplam 2 Sayfadan 1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Toplam 25 sonuçtan 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Dil Sınavları için En Önemli 1000 Kelime

  1. #1
    Senior Member ferda
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    123
    Rep Puanı
    0

    Dil Sınavları için En Önemli 1000 Kelime

    Arkadaşlar aşağıda dil sınavları için en önemli 1000 kelimeden ilk olarak 100 tanesini ekliyorum. taksit taksit eklemeye yine devam ederim. Kolay gelsin..

    eveett başlıyoruz! - 1 -

    1. abandon = (1) (birini) terk etmek (= leave) (2) bir şeyden vazgeçmek (= give up)
    2. abbreviate = (1) kısaltmak, özetlemek (2) (matematikte) sadeleştirmek
    3. abolish = (toplumdaki tabuları) yıkmak, sona erdirmek (= do away with)
    4. absorb = içine çekmek, emmek
    5. abstain from = (alkol, ilaç vb) --- den sakınmak/ uzak durmak (=avoid from) !
    6. abundance = bolluk, bereket
    7. abundant = bol, bereketli
    8. accelerate = hızlandırmak, ivme kazandırmak *** accelerator = gaz pedalı
    9. accept = kabul etmek, razı olmak
    10. access = erişmek, ulaşmak
    11. accessible to = ulaşılabilir, erişilebilir
    12. accommodate = (misafir, konuk vb) ağırlamak (= put up)
    13. accompany = (1) eşlik etmek, arkadaşlık etmek (= escort) (2) beraber bulunmak ya da bir arada gözükmek (* Pain and fever accompany inflammatory diseases)
    14. accomplish = başarmak (= achieve)
    15. accumulate = (1) birikmek, çoğaltmak (2) biriktirmek, yığmak
    16. accuracy = doğruluk, kesinlik
    17. accurate = doğru, hatasız, eksiksiz bir şekilde (= precise, correct)
    18. accurately = doğru, hatasız, eksiksiz bir şekilde (= precisely, correctly)
    19. accuse (of) = birini bir şeyle suçlamak, itham etmek
    20. achieve = başarmak, yerine getirmek
    21. acknowledge as = (1) kabul etmek, --- olarak tanımak (2) (mektup, mesaj vb) aldığını gönderen kişiye bildirmek
    22. acquainted with = aşina olmak, haberdar olmak (= familiar with)
    23. acquire = (dil, miras, huy vb) edinmek, kazanmak (= obtain, attain) (*She acquired a huge fortune.) (* I acquired Turkish but I learned English in school.)
    24. acquisition = edinim
    25. activity = faaliyet, aktivite *** activist = bir fikrin aktif destekçisi (= supporter)
    26. adapt = bir şeye uyarlamak, uydurmak ( = adjust)
    27. addict = bağımlı, tiryaki *** drug addict = eroin bağımlısı
    28. addiction to = bağımlılık, tiryakilik
    29. addition = ilave, ek
    30. additionally = ayrıca, bunun yanı sıra, buna ilaveten (= furthermore, moreover)
    31. adequately = yeterli bir şekilde (= sufficiently)
    32. adjust = (1) uyarlamak (= adapt) (2) alışmak (= get used to)
    33. adjustment = düzeltme,intibak, uyma
    34. administer = (1) idare etmek, yönetmek (2) (damardan ilaç vb) vermek, sağlamak
    35. admire = hayran olmak
    36. admit = kabullenmek, itiraf etmek
    37. adopt = (1) evlat edinmek (= take up) (2) (önlem, tedbir vb) almak (adopt measure) (3) (başkasına ait bir şeyi) benimsemek (dil, din vb)
    38. adore = çok sevmek, tapmak
    39. adverse = zıt, kötü
    40. advocate = (1) savunmak (= defend) (2) desteklemek (= support)
    41. affect = etkilemek (= influence)
    42. aggravate = gittikçe kötüye gitmek, fenalaşmak (= deteriorate, worsen)
    43. aggressive = saldırgan
    44. aid = yardım etmek (= help)
    45. alien (to) = yabancı
    46. alongside = yanında, bitişiğinde (beside, next to)
    47. alter = değiştirmek (= change)
    48. alteration = değişiklik
    49. amazing = şaşırtıcı, hayran bırakıcı (= astonishing)
    50. amend = değişiklik yapmak (kanunda düzenleme yapmak anlamındaki gibi)
    51. amendment = değişiklik, (kanun vb) üzerinde değişiklik yapmak (= alteration)
    52. amusing = eğlenceli, zevkli
    53. announce = anons etmek, ilan etmek (= give out, declare)
    54. anticipate = ummak, beklemek
    55. apologize = özür dilemek (apologize to someone for something)
    56. appalling = korkunç (= dreadful, horrendous)
    57. appointment = (1) atama, tayin (2) randevu (= rendezvous)
    58. appreciate = (1) takdir etmek, değerini bilmek (2) anlamak, farkına varmak
    59. approach = (1) (zaman/ mesafe bakımından birine/bir şeye) yaklaşmak (* Do not approach with fire! (2) (bankaya/yüksek bir mevkiye vb) müracaatta bulunmak, ricada bulunmak (* She approached the bank for a loan)
    60. appropriately = uygun olarak (= suitably)
    61. approve of = onaylamak, uygun bulmak, tasvip etmek
    62. arrange = düzenlemek, ayarlamak (toplantı, randevu vb)
    63. artefact = insan eliyle yapılmış (sanat)
    64. ascend = yukarı çıkmak, yükselmek, tırmanmak (= go up / climb up)
    65. ask for = ricada bulunmak, bir şey istemek
    66. aspire = şiddetle arzu etmek, çok istemek (* I’ve always aspired to be a singer)
    67. assemble = (1) bir araya getirmek, toplamak (= gather) (2) monte etmek (= put up)
    68. assess = değerlendirmek (= evaluate)
    69. assign = atamak, tayin etmek, görevlendirmek (= appoint)
    70. assist somebody in something = birine bir konuda yardım etmek
    71. associate = (zihninde insanlar/eşyalar arasında) çağrışım yapmak, çağrıştırmak (* I always associate the smell of baking with my childhood.) (2) (kötü yolda olan veya kötü alışkanlıkları olan insanlarla) arkadaşlık yapmak, düşüp kalkmak (* Don’t associate with those glue-sniffers.)
    72. assume = (1) elinde delil olmadan bir şeyin doğru olduğunu düşünmek veya kabul etmek, farz etmek (= conclude) (2) (sorumluluk/vebal vb) üstlenmek, üzerine almak (= take on) (* I temporarily assumed the responsibility for her)
    73. assure = birine teminat vermek, emin kılmak, garanti vermek
    74. astonishment = şaşırtmak, şaşırmak (= amazement, bewilderment)
    75. attach = iliştirmek, eklemek (= enclose)
    76. attack = saldırmak, saldırı
    77. attain = elde etmek, erişmek (= gain, obtain)
    78. attainment = ulaşmak, erişmek
    79. attend = iştirak etmek, katılmak
    80. attribute = (bir sebebe/nedene) dayandırmak (= base on/upon)
    81. auditorium = dinlenme/izleme salonu, seyircilerin oturduğu bölüm
    82. available = mevcut, var olan
    83. avert = (1) olmasını önlemek (2) başka yöne çevirmek (trafik akışını vb)
    84. avoidable = kaçınılabilir, engellenebilir
    85. award = ödül
    86. backward = geri kalmış, geriye doğru
    87. badly in need of = bir şeye/birine çok muhtaç olmak
    88. barely = (1) hemen hemen hiç, neredeyse hiç (2) güçlükle (= hardly, scarcely)
    89. bargain = (1) pazarlık, anlaşma (2) pazarlık etmek (3) kelepir, ucuz eşya
    90. barren = kurak, verimsiz (= infertile, arid)
    91. basic = temel (= essential, fundamental)
    92. bazaar = pazar, alışveriş yeri
    93. behave = davranmak
    94. believe = inanmak
    95. belongings = birinin kişisel eşyaları (= possessions)
    96. beloved = sevgili, hazret
    97. bitingly satirical = aşırı alaycı, insafsızca eleştirme
    98. bizarre = tuhaf, acayip (= strange, weird)
    99. blanket = battaniye
    100. blaze = (1) ateş, alev, yangın (2) parlamak



  2. #2
    Senior Member ferda
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    123
    Rep Puanı
    0

    Dil Sınavları için En Önemli 1000 Kelime 2

    101. bolt = fırlayıp kaçmak, tabanları yağlamak
    102. branch = dal, branş
    103. break off = (nişan, nikah vb) bozmak, ayrılmak
    104. breed = (1) (hayvan için) doğurmak, yavrulamak (2) hayvan yetiştirmek
    105. bribery = rüşvet *** offer bribes = rüşvet teklif etmek
    106. bride = gelin
    107. brief = kısa, öz *** in brief = kısaca, öz olarak
    108. bring up = (1) çocuk büyütmek (2) kusmak (3) ortaya (konu vb) atmak
    109. broadcast = (radyo, televizyon, hava durumu için) yayın
    110. Broadly speaking = Genel konuşmak gerekirse (= generally, mostly)
    111. broil = ızgara yapmak, kavurmak
    112. bullfight = boğa güreşi
    113. bully = (1) kabadayı, zorba (2) kabadayılık yapmak, zorbalık yapmak
    114. burial = gömü, gömme
    115. burn = (1) yakmak (2) yanmak
    116. button = düğme
    117. calculator = hesap makinesi
    118. call for = talep etmek, istemek (= demand)
    119. calm = sakin
    120. can’t take one’s eyes off = gözlerini birinden veya bir şeyden alamamak
    121. cancel = iptal etmek (= call off)
    122. captivating = büyüleyici (= enchanting, fascinating)
    123. captive = tutsak, esir
    124. captivity = tutsaklık, esaret
    125. capture = yakalamak, ele geçirmek, tutsak etmek (= apprehend)
    126. careless = dikkatsiz
    127. carry out = (çalışma, deney, anket vb) yürütmek, icra etmek (= fulfil, conduct)
    128. carve = (1) (tahta vb) oymak (2) (et vb) kesmek
    129. casually = günlük, sıradan, havadan sudan
    130. caution = uyarı, dikkat
    131. cease = sona erdirmek, durdurmak ( cease-fire= ateşkes)
    132. ceaseless = aralıksız, durmadan (= non-stop)
    133. celebration = kutlama
    134. celebrity = ünlü
    135. census = nüfus sayımı
    136. ceremony = tören
    137. charge (with) = --- ile yargılamak (mahkemede) (= try)
    138. circulate = dolaşmak, dolaştırmak, deveran etmek (vücuttaki kan vb)
    139. circulation = (1) dolaşım (2) gazete tirajı, günlük satış oranı
    140. cite = örneklemek, adından bahsetmek, değinmek (= refer to, mention)
    141. citizen = vatandaş *** Citizenship = Vatandaşlık
    142. clarify = açıklamak (= explain)
    143. claw = pençe, hayvan pençesindeki kıvrık tırnak
    144. clearance = (1) mağazayı boşaltma, malları elden çıkarma, tasfiye (2) izin, yeşil ışık
    145. close = (sıfat) yakın
    146. closed = kapalı
    147. closure = (1) kapanış (2) iflas
    148. coincide with = aynı zamana denk gelmek/tesadüf etmek (= fall on the same date)
    149. collapse = (1) (bina vb için) çökmek (2) bayılmak
    150. collapsible = katlanabilir (kanepe vb)
    151. collar = (1) yaka (2) tasma
    152. colleague = iş arkadaşı
    153. collide with = çarpışmak (= crash into)
    154. commence = başlamak (= start) *** commencement speech = açılış konuşması
    155. comment on = yorum yapmak (= interpret)
    156. commercial = ticari
    157. commit = (1) (intihara vb) kalkışmak, yeltenmek (2) (suç, cürüm) işelemek (3) (kendini işine, ailesine vb) adamak (= devote)
    158. commit = kalkışmak, yeltenmek *** commit suicide = intihar etmek
    159. common = (1) ortak (2) sıradan, yaygın *** in common with = --- ile ortak nokta
    160. commonplace = yaygın, sıradan (= ordinary, usual)
    161. commuter = ev ile iş arasında mekik dokuyan/gidip gelen
    162. companion = dost, arkadaş
    163. company = (1) arkadaşlık, dostluk (2) şirket
    164. compel = zorlamak, mecbur bırakmak (= force, oblige)
    165. compensation for = (1) tazminat ödemek (2) telafi etmek
    166. compete = rekabet etmek, yarışmak ***competition = müsbaka, yarış
    167. compete against = başkasıyla yarışmak, rekabet etmek
    168. compete with = başkasıyla aynı yerden beslenmek/geçim sağlamak (kangurular koyunların otlaklarından otlanan rakip hayvanlar olması gibi)
    169. competition = (1) rekabet (2) müsabaka, yarış
    170. compile = derlemek, bir araya getirmek (bilgi, delil vb)
    171. complain to somebody about something = şikayet etmek
    172. completely = tamamen, bütünüyle (= entirely)
    173. comply (with) = --- e uymak,--- e itaat etmek (= abide by)
    174. compose = oluşturmak, meydana getirmek *** be composed of = --- den oluşmak
    175. compound = bir sürü binanın bulunduğu etrafı çevrili mekan
    176. comprise = içermek (= include)
    177. compute = hesap yapmak, bir notu bilgisayara girmek(= calculate )
    178. conceal = gizlemek, saklamak (= hide)
    179. conceive as = (1) --- olarak algılamak/düşünmek (2) conceive of = bir şeyi ilk kendisi akıl etmek (= senaryonun konusu vb) (3) gebe kalmak
    180. conclude = sonuç çıkarmak (= assume)
    181. conclusion = sonuç, netice, yargı
    182. condition = durum, hal / koşul,şart
    183. conditionally = şartlı olarak, belli şartlara bağlı
    184. conduct = (1) (deney, anket vb) idare etmek, yürütmek (= carry out) (2) (isim hali) davranış (= behaviour)
    185. conduct = (1) (deney,çalışma vb) yürütmek,icra etmek (2) davranış (= behaviour)
    186. confess = itiraf etmek (= speak out)
    187. confident (of) = emin
    188. confine to = (1) sınırlamak, bir yere mahkum etmek (2) hapse atmak (= imprison)
    189. confirm = (1) onaylamak, doğrulamak (= verify) (2) (bir iddiayı, davayı vb) güçlendirmek, pekiştirmek (= strengthen)
    190. conflict = (1) çatışma, savaş (2) anlaşamama, tartışma
    191. conflict with = çatışmak, çarpışmak, savaşmak
    192. conform to = uymak, uyuşmak (= obey the rules)
    193. confront = (1) karşılaşmak, yüz yüze gelmek (2) confront about = yüzleştirmek
    194. confuse = karıştırmak, şaşırmak
    195. conquer = (1) fethetmek (2) yenmek, galip gelmek
    196. consent = (1) razı olmak (2) izin,rıza (= permission)
    197. consent to = razı olmak
    198. consequence = sonuç, netice (= result)
    199. conserve = korumak, muhafaza etmek
    200. considerable = büyük ölçüde, önemli miktarda, azımsanamaz X negligible(=neglicıbıl)

  3. #3
    Senior Member ferda
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    123
    Rep Puanı
    0

    Dil Sınavları için En Önemli 1000 Kelime 3

    201. considerably = önemli ölçüde, oldukça
    202. considerately = düşünceli/nazik bir şekilde
    203. consideration = göz önünde bulundurma/düşünme
    204. consist of = ibaret olmak, meydana gelmek
    205. conspire against = birine komplo kurmak (= plot against)
    206. constantly = 1-sürekli 2- aralıksız
    207. constantly = sürekli
    208. constitute = oluşturmak, meydana getirmek (= make up)
    209. constrain = zorlamak (= restrain, force)
    210. construct =inşa etmek, yapmak (= build)
    211. consult = danışmak (= check with)
    212. consume = tüketmek (= use up)
    213. contact with = birisi ile kontak/temas kurmak, irtibata geçmek
    214. contemporary = çağdaş, aynı çağda yaşayan
    215. content with = --- den memnun
    216. contest = yarışma, müsabaka *** beauty contest = güzellik yarışması
    217. continent = kıta
    218. contract = (1) sözleşme yapmak (2) küçülmek, büzülmek (= shrink) (3) hastalık kapmak
    219. contradict = çelişmek
    220. contradictory = çelişkili, tutarsız, kendini yalancı çıkaran (= inconsistent)
    221. contribute to = katkıda bulunmak
    222. controversial = tartışmalı, fikir ayrılığına sebep olan (= disputable, debatable)
    223. controversy = anlaşmazlık, fikir ayrılığı
    224. conventional = geleneksel, alışılagelen
    225. converse = (1) karşıt, zıt (2) konuşmak
    226. convert into = dönüştürmek (= change)
    227. convict = mahkum, tutuklu
    228. convince = ikna etmek
    229. correctly = doğru bir şekilde, düzgünce (= accurately, precisely)
    230. correspond to = bir şeyle uymak, uygun düşmek, tekabül etmek (= agree, match)
    231. correspond with = birisi ile yazışmak
    232. counterpart = karşılığı, dengi (“Sultan” kelimesinin counterpart’ı “Kral” dır)
    233. couple = çift
    234. course = (1) gidişat, ilerleme (zaman/mekan içinde) *** in the course of = ---nın esnasında (2) (nehir için) akış yönü (3) öğrenim, kurs
    235. cramped = hijyenik olmayan
    236. crash = (1) kaza, şiddetli ses, iflas (2) yere düşme , çarpma
    237. crawl = emeklemek
    238. create = yaratmak
    239. credibly = inanılır bir şekilde (= believably)
    240. criminal = ciddi bir suç/cürüm işlemiş,suçlu
    241. crippled = felçli, kötürüm (= paralysed) (2) engellenmiş, gerilemiş (ekonomi vb)
    242. crocodile = timsah (= alligator)
    243. cross out = üstünü çizmek, silmek (= delete)
    244. crumble = ufalanmak, parçalanmak (= disintegrate, fall apart)
    245. cultivate = tarım yapmak, tarlayı vb sürüp ekmek
    246. curator = sanat galerisi/müze/kütüphane görevlisi
    247. currency = döviz
    248. curve = eğim, eğmek
    249. custom = gelenek, görenek *** customs = gümrük
    250. customary = geleneksel (= traditional

    251. debate = tartışmak
    252. debt = borç
    253. deceit = kandırmak *** deceitful = hilekar, hileci
    254. deceive = kandırmak, kafaya almak (= take in)
    255. decipher = şifresini çözmek
    256. decipher = şifresini çözmek, anlamını meydana çıkarmak
    257. declare = ilan etmek, beyan etmek
    258. decline = (1) azalmak, gerilemek (2) kibarca reddetmek (= turn down)
    259. dedicate = kendini adamak (= devote to, commit oneself to)
    260. dedicate to = kendini adamak (= devote to)
    261. deduce = sonuç çıkarmak (= conclude, assume)
    262. deduction = tümevarım, sonuç (= conclusion)
    263. deepen = derinleştirmek, derinleşmek
    264. defeat = yenmek, bozguna uğratmak (= beat)
    265. defect = bozukluk, kusur, hata, sakatlık *** speech defect = konuşma özrü
    266. defend = savunmak
    267. define = tanımlamak
    268. degeneration = yozlaşma, aslını kaybetme
    269. delay = geciktirmek
    270. delightful = zevkli, hoş
    271. deliver = (1) siparişi teslim dağıtmak/teslim etmek (= distribute) (2) doğurmak vermek (3) deliver speech = konuşma yapmak
    272. demand = (1) talep, istek (2) talep etmek, istemek ***in demand = revaçta
    273. demobilize = askerden terhis etmek
    274. demolish = yıkmak, parçalamak (= do away with)
    275. demonstrate = (1) uygulamalı bir şekilde göstermek (= show) (2) gösteri yapmak, protesto düzenlemek
    276. deny = (1) inkar etmek (2) yapmasını yasaklamak (deny somebody to do something)
    277. depress = (1) üzmek (= sadden, upset) (2) bastırmak (= press down)
    278. derive from = çıkarmak, gelmek
    279. descend = inmek, azalmak
    280. desert = çöl
    281. deserve = hak etmek
    282. design = plan çizmek, tasarlamak
    283. design = tasarlamak, dizayn etmek
    284. desire = (1) istek, arzu (2) istemek, arzu etmek (= wish)
    285. desolate = mutsuz, kederli (= depressed) (2) terkedilmiş (= deserted)
    286. dessert = tatlı
    287. destination = hedef, varılacak yer
    288. destiny = kader, kısmet
    289. destroy = yıkmak, yok etmek (= damage, ruin)
    290. detain = alıkoymak, göz altında tutmak (= take into custody)
    291. detect = meydana çıkarmak, işin aslını ortaya çıkarmak (= discover, notice)
    292. detection = teşhis etmek, belirlemek
    293. deter (someone) from = caydırmak, engel olmak (= discourage)
    294. deteriorate = kötüleşmek, kötüye gitmek (= aggravate, worsen)
    295. determination = (1) azim, kararlılık (= ambition) (2) inat (= stubbornness, obstinacy)
    296. devastate = yıkmak, tahrip etmek (= destroy)
    297. develop = (1) geliş(tir)mek, genişle(t)mek, ortaya atmak (teori, fakir vb) (2) (foto) film banyo ettirmek (3) (vücudun ürettiği bir hastalığa) yakalanmak “develop cancer”
    298. deviate = sapmak, yönünü değiştirmek (= diverge, stray)
    299. devote = adamak
    300. diagnose as = teşhis etmek

  4. #4
    Senior Member ferda
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    123
    Rep Puanı
    0

    Dil Sınavları için En Önemli 1000 Kelime 4

    301. differentiate = ayırmak (= distinguish)
    302. diminish = azalmak (= decline)
    303. direct = (1) yönetmek (2) (turiste vb) yol göstermek (guide)
    304. disappearance = ortadan/gözden kaybolmak (= vanish)
    305. disclose = açığa çıkarmak, gün ışığına çıkarmak (= reveal, display)
    306. discover = keşfetmek
    307. discriminate (against) = (ırk, yaş, cinsiyet vb) ayrımcılık yapmak
    308. discriminate against = ayrımcılık yapmak
    309. discuss about = tartışmak (= argue)
    310. disease = hastalık, maraz (= illness, ailment)
    311. dismiss = kovmak (işten), kafasından çıkarmak
    312. dismissal = kovma, başından savma
    313. dispatch = göndermek, yollamak (= send, submit)
    314. display = göstermek, sergi *** on display = sergide
    315. displeased = hoşnut kalmamış, memnun olmayan (= discontented, unsatisfied)
    316. dispose of = başından atmak, --- den kurtulmak (= get rid of)
    317. dispute = (1) tartışmak, anlaşamamak (= disagree) (2) anlaşmazlık (= controversy)
    318. disqualify = diskalifiye etmek, elemek, yetersiz görmek
    319. disseminate = (bilgi, fakir vb) yaymak, dağıtmak
    320. distinct = (1) farklı, ayrı, bağımsız (= different) (2) açık seçik, net (= clear)
    321. distinguish = ayırmak, farkını söylemek (= differentiate)
    322. distort = (1) (olayın aslını) çarpıtmak, farklı bir anlam yüklemek (= misrepresent) (2) (şeklini/biçimini vb) bozmak, tahrif etmek (= disfigure)
    323. distress = (1) tehlike (2) acı, ıstırap
    324. distribute = dağıtmak (= deliver, hand out)
    325. divert = (trafik yönünü vb) saptırmak, başka yöne çevirmek
    326. dizzy = başı dönen, kendini bayılacak gibi hisseden (= giddy)
    327. docile (dosayl) = uysal, evcil
    328. dominate = egemen/baskın olmak, hakim olmak, idaresi altına almak
    329. donate = (para, kan vb) bağış yapmak (= contribute)
    330. donation = (para, kan vb) bağış yapmak (= contribution)
    331. dowry = çeyiz
    332. dramatic = (1) tiyatro ile ilgili (= theatrical) (2) önemli, kayda değer (= drastic) (3) ani, çok hızlı (fiyatlarda ani ve hızlı artış gibi)
    333. draw = (1) (resim vb) çizmek (2) (perde vb) çekmek, kenara almak (3) (sonuç) çıkarmak (***draw a conclusion) (4) bir maçın berabere bitmesi
    334. dress code = (bir işyerinde veya okulda) kıyafet genelgesi
    335. drug addict = eroin bağımlısı
    336. drug dealer = eroin ticareti yapan kişi
    337. dustbin = çöp kutusu (= trash can)
    338. earth***** = deprem
    339. edit = bir kitabı basılabilir hale getirmek, editörlük yapmak
    340. edition = (kitap için) basım, baskı, yayın
    341. educate = eğitmek (= train)
    342. effect = etki (= influence, impact) *have an effect on = üzerinde etkisi olmak
    343. elect = seçmek (= vote for)
    344. eliminate = elemek, den kurtulmak (= get rid of) (2) yok etmek, yıkmak (= destroy)
    345. elimination = (1) ortadan kaldırma, yok etme, bertaraf etme (2) hesaba katmama
    346. embarrass = utandırma (= humiliate)
    347. embrace = (1) kucaklamak (= hug, cuddle) (2) (fikir, din vb) benimsemek
    348. emerge = ortaya çıkmak (= come out)
    349. emphasize = vurgulamak
    350. employ = (1) işe almak (2) (metot, yöntem vb) uygulamak
    351. empty = (1) boşaltmak (2) boş
    352. emulate = taklit etmek,(= imitate, copy)
    353. enable = olanaklı kılmak
    354. enclose = çevresini sarmak
    355. encounter = karşılaşmak ( to face)
    356. encourage = teşvik etmek
    357. endure = dayanmak
    358. enhance = büyülemek
    359. enhancement = yükseltme, artırma, çoğaltma (= improvement, enrichment)
    360. enlarge = büyütmek, genişletmek
    361. enquire = soruşturmak
    362. enslave = köleleştirmek, esir etmek
    363. ensure = birini temin etmek/emin kılmak, birine garanti vermek
    364. entertain = eğlendirmek
    365. entirely = tamamen (= completely)
    366. entrance = giriş
    367. envy = kıskanmak, imrenmek
    368. epic = destan
    369. epic = destansı (şiir vb)
    370. equal = eşit, adil
    371. equality = eşitlik (= parity, fairness)
    372. equate = eşitlemek
    373. equip = donatmak
    374. equip = donatmak ***equipment = donanım, teçhizat
    375. erode = yıpratmak, aşınmak
    376. erupt = patlamak
    377. establish = kurmak, doğruluğunu kanıtlamak, kabul etttirmek
    378. estimate = tahmini bir şey/rakam söylemek, tahminde bulunmak (= guess)
    379. eternal = kalıcı, ebedi
    380. evaluate = değerlendirmek (= assess)
    381. evaluation = değerlendirme (= assessment)
    382. evidently = açık ve şüphe götürmez bir şekilde, delillere dayanarak (= obviously)
    383. evolve = (1) geliş(tir)mek (= develop) (2) (Biyolojide) evrim geçirmek
    384. evolve = değişmek, evrim geçirmek
    385. exaggerated = abartılı, mübalağalı
    386. excavate = kazı yapmak
    387. exceed = aşmak
    388. excessive = aşırı, abartılı (sayıda, miktarda)
    389. exchange = takas etmek, değiş tokuş etmek (= swap)
    390. exclude = çıkarmak
    391. exclusive to = herkese açık olmayan, özel (otel, tatil yeri vb)
    392. exclusively = sadece, yalnızca
    393. excursion = keşif gezisi
    394. exhibit = sergilemek
    395. exist = var olmak, mevcut hale gelmek
    396. existence = var oluş, mevcut olma
    397. expand = genişlemek, büyümek, nüfuz olarak artmak
    398. expect = ummak, beklemek
    399. expectation = umut, beklenti
    400. expense = masraf

  5. #5
    Senior Member ferda
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    123
    Rep Puanı
    0

    Dil Sınavları için En Önemli 1000 Kelime 5

    401. experience = (1) tecrübe (2) tecrübe etmek, yaşamak (3) olay, vukuat
    402. expire = (yiyecek, ilaç vb için) son kullanma tarihi gelmek, miadı dolmak
    403. expire = süresi dolmak
    404. Expiry Date = Son Kullanma Tarihi
    405. explode = patlamak
    406. exploit = patlatmak, sömürmek
    407. explore = keşfetmek,araştırmak
    408. export = ithal etmek
    409. expose = (1) açıklamak, arz etmek (= reveal) (2) (tehlikeye vb) maruz bırakmak
    410. express = (1) ifade etmek, iletmek (2) çabuk, hızlı (= fast)
    411. extend = (1) (tatilin, ödevin vb) süresini uzatmak (= prolong) (2) ekleme yapmak (eve birkat daha çıkmak veya balkon eklemek gibi) (= make bigger) ***extension
    412. extract = elde etmek, çekip çıkarmak (üzümden sirke elde etmek gibi)
    413. extraordinary = (1) fevkalade, olağanüstü (= exceptional) (2) tuhaf, alışılmadık
    414. fabricate = (1) uydurmak (= make up) (2) (raf vb) monte etmek (= put up)
    415. facilitate = kolaylaştırmak
    416. fade = (1) solmak (2) solgun
    417. failure = başarısızlık
    418. faint = (1) bayılmak (= pass out) (2) solgun (ses, renk vb)
    419. fairly = oldukça (= quite, rather)
    420. falsify = (1) hesaplar üzerinde oynamak (2) sahtekarlık yapmak (= fake)
    421. familiar (with) = aşina, tanıdık
    422. famish = aç kalmak, açlıktan ölmek (= starve)
    423. fare = (otobüs, uçak vb için) fiyat
    424. fatal = ölümcül ***fatally injured = ağır yaralı, ölümcül yarası olan
    425. favourable = olumlu, yapıcı (= positive, constructive) (2) uğurlu (= auspicious)
    426. fearful for = --- için korkan/endişelenen
    427. fertilize = (toprağı vb) verimli hale getirmek, verimli kılmak
    428. fetch = gidip getirmek
    429. fiancé = (erkek) nişanlı
    430. fiancée = (kız) nişanlı
    431. field trip = kır gezisi, arazi gezisi
    432. fierce = (1) şiddetli, kıyasıya, çetin (rekabet vb) (2) azgın, azmış (köpek vb)
    433. figure = (1) şekil, figür (2) rakam, sayı (3) figure out = anlamak (= make out)
    434. filthy = (1) pis, kirli (2) dayanıksız, sağlam olmayan
    435. finance = finanse etmek, paraca desteklemek
    436. fine = (1) ince ince/küçük doğranmış (et, patates vb) (2) iyi, güzel (3) para cezası
    437. firework = havai fişek
    438. fit = (1) sağlıklı, zinde, sıhhati yerinde (= robust, healthy) (2) (bir kıyafetin şıklık bakımından değil de bedene oturması anlamında) yakışmak (3) sara nöbeti (= seizure)
    439. flatmate = ev arkadaşı
    440. flattery = birine yağ çekme
    441. flee = kaçmak (= escape)
    442. fleece = koyun postu (yünlü) *** hide = yünsüz post
    443. flight = (1) uçuş (2) uçak (= airplane = aeroplane)
    444. flow = (nehir vb için) akmak *** overflow = taşmak
    445. fluctuate = dalgalanmak, istikrarlı gitmemek, bir artmak bir azalmak
    446. fluctuate = dalgalanmak
    447. focus on = odaklanmak, yoğunlaşmak (= concentrate on, centre on)
    448. fold = (1) katlamak, kıvırmak, bükmek (2) bir şeyin --- katı, --- misli (twofold, tenfold = iki katı/misli, on katı/misli)
    449. force = zorlamak
    450. forceful = (1) güçlü, zorlu (2) etkili, ikna edici
    451. forecast = önceden tahmin etmek (= predict)
    452. forge = taklidini yapmak, sahtesini çıkarmak
    453. forgery = sahtekarlık (= counterfeit, fake)
    454. forgery = sahtekarlık, kalpazanlık
    455. former = önceki (iki şeyden bahsederken ilk söylenen kişi veya şey)
    456. formerly = evvelki, önceki
    457. formulate = formülleştirmek, formüle dökmek
    458. forthcoming = yakınlaşmakta olan, gelmekte olan ( Christmas vb.)
    459. fortify = takviye etmek, sağlamlaştırmak, kuvvetlendirmek (= strengthen, enrich)
    460. fracture = kırılmak, çatlamak ( kemik, kolon vb)
    461. frail = zayıf, cılız (= feeble)
    462. frame = çerçeve
    463. freed = serbest kalmış, özgür (= at liberty, at large)
    464. fulfil = (görev, sorumluluk vb) yerine getirmek, icra etmek (= carry out)
    465. fundamental = esas, temel, zorunlu (= essential)
    466. funeral = cenaze töreni
    467. fussy = aşırı titiz (= fastidious, meticulous, diligent)
    468. fuzzy = tüylü
    469. gather = (1) toplamak, bir araya getirmek (2) bir araya gelmek
    470. gender = cinsiyet (= ***)
    471. generate = (1) (ısı, elektrik vb) üretmek (2) (tartışma vb) ortaya atmak
    472. genre (= canr) = tür, çeşit, nevi (= type, sort)
    473. get rid of = başından atmak, defetmek
    474. giant = dev X dwarf
    475. give up = vazgeçmek, bırakmak (= abandon, abort)
    476. glance = göz atmak
    477. gloom = karanlık ***gloomy = üzüntülü, hüzünlü
    478. glorify = yüceltmek, övmek (= praise)
    479. goal = amaç, gaye (= aim)
    480. govern = yönetmek
    481. government = hükümet
    482. grab = kapmak, el koymak (= snatch)
    483. gradually = yavaş yavaş, kademeli olarak
    484. grant = vermek, bahşetmek (burs, bağış vb)
    485. grasp = (1) (bir nesneyi) kavramak (2) (bir konuyu) kavramak, anlamak
    486. graveyard = mezarlık (= cemetery)
    487. groom = damat
    488. grow tired of = --- den yorulmak
    489. growl = köpek ve benzeri hayvanların çıkardığı hırlama sesi
    490. guide = rehber, rehberlik etmek
    491. harass = saldırmak, taciz etmek ******ual harassment = cinsel taciz
    492. harbour = (1) liman (2) barındırmak, sağlamak
    493. hardship = zorluk
    494. harshly = (1) sert bir şekilde (2) kabaca
    495. hasten = acele etmek
    496. havoc = hasar, yıkım (= destruction)
    497. hazard = tehlike
    498. hazardous = tehlikeli (= perilous)
    499. hectic = heyecanlı, telaşlı, hareketli (program, ofis vb)
    500. hesitate = duraklama

  6. #6
    Senior Member ferda
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    123
    Rep Puanı
    0

    Dil Sınavları için En Önemli 1000 Kelime 6

    501. highly = oldukça, epey (= extremely)
    502. hinder = (1) engel, mani (2) engel olmak, mani olmak
    503. hire = (1) kiralamak (2) işe almak (= employ)
    504. hitchhiker = otostopçu
    505. hollow = oyuk, boşluk (ağaç kovuğu vb) *** hollow promise = boş vaat
    506. hopefully = inşallah (= with any luck)
    507. horrible = korkunç
    508. huge = iri, büyük (= enormous, immense)
    509. humiliate = aşağılamak, rezil etmek, utandırmak (= embarrass)
    510. hunter = avcı
    511. hurricane (hörikeyn) = kasırga
    512. iceberg = buz dağı (= glacier)
    513. identify = teşhis etmek, kimliğini belirlemek, sınıflandırmak
    514. idle = tembel (= lazy, indolent) X (= hardworking)
    515. ignore = görmezden kalmak, kale almamak (= take no notice)
    516. illusion = hayal,hülya, kuruntu
    517. illustrate = örneklemek
    518. imagine = hayal etmek
    519. imitate = taklit etmek
    520. immediate = (1) derhal, acele, çabuk (2) (akraba için) en yakın
    521. immobilize (immmobilayz) = hareketsiz/sabit kılmak
    522. impact = çarpmak
    523. impeach = suçlamak, itham etmek (= accuse)
    524. implement = gerçekleştirmek (realize)
    525. implicate = bulaştırmak
    526. imply = ima etmek
    527. impose = zorla kabul ettirmek, koymak( vergi), yük olmak
    528. imprisonment = hapse atmak (= incarceration)
    529. improve = geliştirmek
    530. inaudible = duyulamaz, işitilemez (ses vb)
    531. incapable of (inkepıbıl) = kabiliyetsiz, yeteneksiz (= unskillful)
    532. incapacitate = yetersiz bırakmak, olanak tanımamak, aciz bırakmak (= debilitate)
    533. incessant = aralıksız, sürekli
    534. incline = eğmek, eğilimi olmak, fikrini vermek
    535. include = dahil etmek, içermek (= consists of, incorporate) x exclude
    536. incorporate into = dahil etmek (= include, integrate)
    537. incredible = inanılmaz ( = unbelievable)
    538. indicate = göstermek, belirtisi olmak
    539. indifference to = kayıtsız, ilgisiz olmak
    540. induce = -e neden olmak, ikna etmek
    541. inevitable = kaçınılmaz (= inescapable)
    542. infer = anlamak, sonucunu çıkarmak
    543. influence = (1) etki (= impact, effect) (2) etkilemek
    544. influential (influwenşıl) = nüfuzlu, sözü geçer, çevresi geniş (= well-connected)
    545. inherit = mirasa konmak, miras olarak almak (= come into)
    546. inhibit = göz dağı vermek
    547. initially = başlangıçta, ilk etapta (= at first)
    548. initiate (inişiyeyt)= başlatmak (= start, commence)
    549. injure = incitmek
    550. injustice = eşitsizlik, adaletsizlik (= inequality, unfairness)
    551. innovate = yeni bir şey icat etmek, yenilik getirmek (= invent)
    552. innovation = yenilik, yeni bir şey icad etmek
    553. innovative = yenilikçi, icatçı
    554. insatiable (inseyşıbıl) = (1) gözü doymaz, doyumsuz, aç gözlü (2) obur, pisboğaz
    555. insignificant = (1) ehemmiyetsiz, önemsiz (2) anlamsız, manasız
    556. insist (on) = ısrar etmek (= persist in)
    557. inspect = incelemek
    558. instantaneously = anlık, bir anda olan, aniden (= immediately, instantly)
    559. institute = kurmak
    560. instruct = talimat vermek
    561. insulate (against) = yalıtmak, (soğuğu/sesi vb) kesmek (hırkanın soğuğu kesmesi gibi)
    562. integrate = bütünleşmek, kaynaşmak
    563. intelligence = (1) zeka, akıl (2) haber ajansı
    564. intention (intenşın) = niyet
    565. intentional = kasıtlı,maksatlı,bilebile (= deliberately)
    566. interaction (with) = etkileşim
    567. interfere = başkasının işine burnunu sokmak
    568. interfere with = karışmak, müdahale etmek
    569. interpretation = yorum, çeviri
    570. interrogate = sorguya çekmek
    571. interview = (1) röportaj, röportaj yapmak (2) mülakat, mülakat yapmak
    572. intimate = (1) samimi (2) tanıdık, aşina (alışılan plaj, trafik manzaraları vb)
    573. introduce = (1) tanıştırmak (2) yeni bir icadı/fikri ortaya atmak
    574. invade = işgal etmek, istila etmek (= attck, occupy)
    575. invaluable = paha biçilmez, çok değerli (= priceless)
    576. invent = icat etmek (= make up)
    577. invest (in) = para yatırımı yapmak
    578. investigate = araştırmak, incelemek (= search, look into)
    579. invoke = dilemek
    580. involve = (1) dahil etmek (2) gerektirmek
    581. involvement = dahil olma, karışma (= association, participation)
    582. irregularity = (1) yolsuzluk, hile (2) düzensizlik
    583. isolate = izole etmek, (iki şeyi vb) birbirinden ayırmak, tecrit etmek
    584. jeopardize (ciopidayz) = tehlikeye atmak (= endanger, imperil)
    585. join = katılmak, iştirak etmek
    586. joint = (1) eklem, mafsal (2) ortaklaşa yapılan (= mutual)
    587. justify = doğrulamak
    588. kennel = köpek kulübesi
    589. keyhole = anahtar deliği
    590. kidnapper = adam/çocuk kaçıran (= abductor)
    591. knock = (1) devirmek (2) (kapı vb) çalmak
    592. knowledge = bilgi
    593. label = etiketlemek
    594. lamb = (1) kuzu (2) kuzu eti
    595. latter = sonraki x former = önceki
    596. lawyer = avukat (= solicitor)
    597. leak = (1) (su, yağ vb) sızmak (2) (bilgi, gizli sırlar vb) medyaya sızmak
    598. legend = efsane (= myth)
    599. legislate = yasamak
    600. leisure = boş vakit

  7. #7
    Senior Member ferda
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    123
    Rep Puanı
    0

    Dil Sınavları için En Önemli 1000 Kelime 7

    601. lessen = azaltmak (= diminish)
    602. levy = zorla toplama (haraç)
    603. Likewise = Buna benzer şekilde, Aynen bunun gibi (= Similarly)
    604. listless = yorgun, bitkin (= exhausted)
    605. literacy = okur yazarlık
    606. litter = çöp (= trash, garbage, rubbish)
    607. loathe = nefret etmek (= abhor, hate)
    608. locate = yerleştirmek
    609. location = mevki, yer
    610. loose = gevşek, sıkıca bağlanmamış, gevşemiş X tight
    611. lovely = sevecen, sevimli
    612. luggage (lagiç) = bagaj
    613. magical (mecikıl) = sihirli
    614. mainstream = pek çok kişi tarafından kabul gören inanış veya düşünce
    615. maintain = korumak
    616. make a decision = karar vermek
    617. manage = (1) başarmak, üstesinden gelmek (2) yönetmek, idare etmek
    618. management = yönetim idare
    619. manipulate = elinde oynatmak
    620. manner = davranış, tutum (= attitude)
    621. manufacture = fabrikada üretmek
    622. march = ilerleme, ilerleyiş, marşla yürümek
    623. massacre (messekı=r) = soykırım, katliam (= genocide)
    624. master = (1) efendi, sahip (2) hakim olmak, bir şeyi detaylarıyla bilmek (= govern)
    625. masterpiece = şaheser, baş yapıt
    626. mature (maçu=) = olgun
    627. meadow = çayır, otlak, mera (= pasture)
    628. meander = (1) dolambaçlı yol (2) avare avare dolaşmak
    629. measure (mejı=r) = (1) ölçü, ölçmek (2) tedbir, önlem (= precaution)
    630. mediate between = arabuluculuk etmek, arasını bulmak
    631. meet = (1) (ihtiyaç, talep vb) karşılamak (2) tanışmak (3) (bir yolcuyu) karşılamak
    632. memorial = anıt
    633. memory = hafıza
    634. merge = birleşmek, bir araya gelmek ( iki şirketin birleşmesi vb)
    635. migrate = göçmek
    636. minor = (1) az (2) önemsiz, küçük *** minority= azınlık
    637. miraculously = mucize eseri
    638. misbehave = terbiyesizlik yapmak, kötü davranışlar sergilemek
    639. mischief = yaramazlık, haşarılık (= misbehaviour)
    640. misunderstanding = yanlış anlaşılma (= misconception)
    641. mix up = aklını karıştırmak,karıştırmak
    642. mock at = dalga geçmek, alay etmek (= tease, make fun of)
    643. modify = değiştirmek (= change)
    644. mood = ruh hali, moral ***in a bad mood = morali bozuk olmak
    645. mourning = yas, keder (= lamentation) ***mournful = yaslı, yas tutan
    646. move = (1) hareket etmek, taşımak (2) (bir yerden bir başka yere) taşınmak
    647. movement = (1) hareket (2) (edebiyatta vb) akım
    648. multinational = çok uluslu
    649. municipality = belediye
    650. murder = (1) öldürmek, cinayet işlemek (= kill) (2) cinayet
    651. mystery = gizem, sır (= enigma)
    652. narrowly = kıl payı (= She narrowly escaped death yesterday.)
    653. native to = yöreye has/özgü
    654. neglect = ihmal etmek (= ignore)
    655. nervous = gergin (sınav öncesi vb..) *** nervous attack = sinir krizi
    656. neutrality (nötraliti) = tarafsızlık (= impartiality)
    657. notice = (1) ilan (2) fark etmek
    658. obese = şişman, obez
    659. obey = uymak, itaat etmek ( kurallara vb)
    660. objection = itiraz
    661. obligation = zorunluluk, mecburiyet
    662. obscure = (1) silik (2) anlaşılmaz hale getirmek, karışık hale getirmek (= confuse)
    663. observe = gözlemlemek
    664. obsolete = modası geçmiş, eskide kalmış
    665. obtain = elde etmek (= gain, attain)
    666. occasion = (1) özel olay, önemli gün (2) durum, hal
    667. occasional = ara sıra, nadiren (= infrequent)
    668. occupy = (1) (ülke/şehir vb) işgal etmek (2) bir mekanı doldurmak, yerleşmek
    669. occur= meydana gelmek
    670. occurrence = vukuat, olay
    671. odd = (1) tuhaf (=strange, weird *(wiyırd) (2) odd numbers = tek sayılar (1,3,5 ..)
    672. Oddly enough! = Ne tuhaftır ki …!
    673. odour = koku ***odourless = kokusuz X (aromatic = hoş kokulu)
    674. offend = (1) gücendirmek, kırmak (2) (hafif) suç işlemek
    675. offer = (1) teklif, teklif etmek (2) (imkan, fırsat vb) sağlamak, sunmak
    676. officially = resmen, resmi olarak
    677. opportunity = fırsat *** opportunist = fırsatçı
    678. opposition = karşıtlık, muhalefet,zıtlık
    679. oppress = zulmetmek (= persecute)
    680. ordinary = sıradan, alışılagelmiş (= commonplace, mundane, average)
    681. originally = ilk başta, ilk önceleri (= initially, at first)
    682. ornament = (1) süs, süs eşyası (2) süslemek
    683. orphan = yetim bırakmak
    684. outcrop = yeryüzüne çıkmış katman
    685. outcry = feryat figan, çığlık
    686. outdo = birini geride bırakmak, sollamak, ekarte etmek (= surpass)
    687. outing = gezi, gezinti
    688. outlet = (sadece bir çeşit ürün veya sadece bir firmanın ürününü satan) şube
    689. overlap = üstüste binmek
    690. overlook = (1) göz ardı etmek, görmezden gelmek (= ignore) (2) (bir evin denize bakması, bir ofisin otoparka bakması gibi) --- e bakmak
    691. overtake = (arabasıyla bir başka arabayı) sollamak
    692. overtake = sollamak, bastırmak
    693. partially = kısmen
    694. participate in = katılmak, iştirak etmek (= take part in, join, attend)
    695. participation = iştirak, katılım ***participatory = katılımcı
    696. particular (pıtik=ulır) = özel, önemli *** in particular = özellikle
    697. particularly = özellikle
    698. passenger = toplu taşıt yolcusu
    699. passionately = ihtirasla, tutkuyla
    700. patiently = sabırla, sabırlı bir şekilde (= uncomplainingly)

  8. #8
    Senior Member ferda
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    123
    Rep Puanı
    0

    Dil Sınavları için En Önemli 1000 Kelime 8

    701. pavement = kaldırım (= side-walk)
    702. peace and quiet = huzur ve sükunet
    703. peak = doruk, zirve *** at peak = zirvede, dorukta
    704. peculiar = tuhaf, acayip (= odd, weird, strange)
    705. pedestrian = yaya
    706. penalize = ceza vermek, cezalandırmak (= punish)
    707. perceive = algılamak
    708. permission = izin, müsaade
    709. persevering = sebatkar, gayretli
    710. persist = ısrar etmek, sürüp gitmek
    711. persuade = ikna etmek
    712. pessimism = kötümserlik ***pessimist = kötümser ***optimist = iyimser
    713. pet = ev hayvanı
    714. pioneer = öncü, yol açan, öncülük eden (= forerunner)
    715. placement = yerleştirme
    716. plague (pleyg) = (1) veba (2) öldürücü salgın hastalık (3) (bela vb) musallat olmak
    717. plain = (1) düz, sade (2) ova, düzlük
    718. plead = yalvarmak , rica etmek
    719. please = (1) memnun etmek, tatmin etmek (= satisfy) (2) Lütfen!
    720. pledge (plec) = ciddi bir söz vermek, ciddi bir vaat
    721. poem = şiir ***poetry = şiir
    722. point = (1) anlam, mana ***pointless = anlamsız (2) (zamanda/mekanda vb) nokta
    723. policy = tutum, kural, prensip, ilke
    724. polio = çocuk felci
    725. pose = ortaya çıkarmak, poz vermek
    726. possess = sahip olmak, etkilemek
    727. possession = eşya, mal mülk
    728. post = (1) vazife, görev, iş (2) posta
    729. postpone = ertelemek (= put off)
    730. practically = 1-hemen hemen 2-uygun olarak, pratik olarak
    731. praise = övmek (= glorify, compliment)
    732. precede = - den önce gelmek
    733. predict = tahminde bulunmak
    734. predictable = tahmin edilebilir, sağı solu belli
    735. prejudice = ön yargı (= bias)
    736. present = (1) sunmak, tanıtmak (2) mevcut, var olan (= existing)
    737. preserve = korumak, muhafaza etmek
    738. pressure = baskı, basınç ***under pressure = baskı altında
    739. prevent = engel olmak, mani olmak
    740. previously = önceden, eskiden (= formerly)
    741. prior (to) = --- den önce, --- den evvel
    742. prison = hapishane (= jail)
    743. probability = olasılık
    744. process = (bir malzemeyi) işlemek
    745. progress = ilerlemek ***in progress = devam eden, ilerlemekte olan
    746. promote = (1) terfi etmek, makamını yükseltmek (2) reklam yapmak
    747. prompt = çabuk, ivedi, acele, vakit geçirmeden (= punctual, immediate)
    748. promptly = derhal, hemen
    749. proofread = bir metni inceleyip üzerindeki yanlışları düzeltmek
    750. properly = adam akıllı
    751. property = mal, mülk
    752. proportion = oran ***in proportion to = ---e oranla
    753. protection against = koruma
    754. provoke = kışkırtmak, tahrik etmek
    755. publish = (kitap, kaset vb) yayımlamak
    756. purchase (pö=çıs) = (1) satın almak (2) satın alınan eşya
    757. purchase = satın almak (= buy)
    758. purpose = amaç, gaye
    759. pursue = takip etmek (= follow, chase) ***in pursuit of = ---nın peşinde
    760. push = itmek X pull = çekmek
    761. put forth = öne sürmek, ortaya atmak (= put forward, bring up)
    762. queue = sıra, kuyruk
    763. race = (1) ırk (2) yarış
    764. racism = ırkçılık, milliyetçilik (= nationalism)
    765. raid = yasadışı işlere yapılan baskın (= seizure)
    766. raise = (1) artırmak, yükseltmek, kaldırmak (su seviyesini, maaşları vb) (2) (hayvan/insan) yetiştirmek, büyütmek (3) (sorun, konu, fikir vb) ortaya atmak
    767. rate = oran, hız
    768. receive = almak, kabul etmek
    769. reckless = = dikkatsiz, pervasız (= irresponsible, thoughtless)
    770. recklessly = dikkatsizce, pervasızca (= irresponsibly, thoughtlessly)
    771. recognize = (daha önce gördüğü birini veya bir şeyi gördüğünde) tanımak
    772. recommendation = tavsiye, öneri
    773. referee = hakem (= arbitrator)
    774. refreshing = canlandırıcı, serinletici (aperatif yiyecek, temiz hava vb)
    775. refugee = mülteci
    776. refund = parayı iade etmek
    777. regard = (1) saygı (= respect) (2) göz önünde bulundurmak
    778. regional = bölgesel
    779. register = (1) sicil,kütük (2) kaydetmek
    780. regret = (1) pişmanlık (2) üzüntü
    781. regretful = pişman, üzgün (= remorseful)
    782. regrettable = üzücü, üzüntü/keder/esef verici
    783. regularly = düzenli bir şekilde *** on a regular basis = düzenli bir şekilde
    784. rehearse (rihörs) = prova yapmak ***rehearsal = prova
    785. reject = red etmek (= turn down)
    786. rejection = ret, kabul etmeme (= refusal)
    787. relate = (1) rivayet etmek, anlatmak, aktarmak (2) ilişkili/alakalı olmak
    788. release = serbest bırakmak,salmak (= let out)
    789. relentless = (1) merhametsiz (2) amansız, hummalı, aralıksız devam eden
    790. relief = rahatlama, ferahlama ***relief work = afet kurtarma ekibi
    791. relocate = yerini değiştirmek, yerinden etmek (= displace)
    792. reluctant (rilaktınt) = isteksiz (= unwilling)
    793. remain = kalıntı
    794. remark = (1) söylemek, belirtmek (2) düşünce, fikir
    795. remembrance = anma, hatırlama, yad etme (= commemoration)
    796. reminiscent of = andıran, hatırlatan, anımsatan (= suggestive of)
    797. remote = (1) uzak, ırak (2) ıssız, ücra ***remote control = uzaktan kumanda
    798. removal = (1) (leke vb şeylerin) çıkarılması, sökülmesi (2) (evin vb) taşınması
    799. remove = (1) (leke vb) çıkarmak, temizlemek (2) sökmek
    800. repeatedly = defalarca, tekrar tekrar (= continually, constantly)

  9. #9
    Senior Member ferda
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    123
    Rep Puanı
    0

    Dil Sınavları için En Önemli 1000 Kelime 9

    801. repetitive = monoton, sıkıcı
    802. replace (with) = (1) eski yerine koymak (2) --- ile değiştirmek
    803. replica = aslına çok benzeyen kopya
    804. request = rica etmek
    805. require = gerektirmek (= necessitate)
    806. requirement = ihtiyaç, gereksinim
    807. resentful = alıngan, darılmış
    808. reside = ikamet etmek, yerleşmek
    809. resident = bir yerde ikamet eden, halk (apartman, mahalle sakini vb)
    810. resign from = --- den istifa etmek ***resignation = istifa
    811. resolve = (1) çözmek (= sort out) (2) karar vermek
    812. resort = (1) son çare olarak bir şeye başvurmak (2) tatil yeri/beldesi
    813. response = karşılık, cevap
    814. restlessness = huzursuzluk, içinin rahat olmaması X calmness
    815. result = sonuç (= outcome)
    816. reveal = açığa çıkarmak, gün yüzüne çıkarmak (= disclose, display)
    817. revenge = intikam, intikam almak *** take revenge on = intikam almak
    818. revolve = (1) dönmek (2) döndürmek, çevirmek
    819. reward = (1) ödül (2) ödüllendirmek *** rewarding = tatmin edici (iş vb)
    820. ride = (at, bisiklet vb) binmek
    821. rightfully = haklı olarak, haklı yere X wantonly = durduk yere, sebepsiz yere
    822. rise = ortaya çıkmak, artmak, yükselmek
    823. rob somebody of something = birini soymak ***robbery = soygun
    824. robust (rıbast) = turp gibi, sapasağlam
    825. rough (raf) = (1) kaba pürüzlü (zemin, yüzey vb) (2) nazik olmayan, sakar bir şekilde (3) (deniz/okyanus için) dalgalı, fırtınalı
    826. rubble = enkaz, yığın (= wreckage)
    827. sacrifice = adamak, kurban adamak
    828. salute = selamlamak (= greet)
    829. satisfaction = tatmin, memnuniyet
    830. savage = vahşi
    831. scald = kaynar suyla yakmak/haşlamak (el, kol vb)
    832. scalp = kafa derisini yüzmek
    833. scarce = seyrek, az
    834. scarcely = hemen hemen hiç (= barely, hardly)
    835. scatter = saçmak, serpmek
    836. sceptical = şüpheci (= cynical)
    837. scratch = (1) kazımak, tahriş etmek (2) tırmalamak
    838. sculpture = heykel ***sculptor = heykeltırtaş
    839. seam = (1) kıyafetlerin dikiş yerleri (2) (yara için) dikiş yeri
    840. seasonal = mevsimine uygun
    841. secure = güvenli, emniyetli (= safe)
    842. sedate = (1) sakinleştirmek, yatıştırmak (2) sakin, soğukkanlı (= composed)
    843. seed = tohum
    844. seize = (1) baskınla ele geçirmek (= raid) (2) (birinin kolunu vb) kavramak
    845. sense = (1) duygu **sensitive = hassas, duygusal (2) mantık **sensible = mantıklı
    846. sentence = (1) birini hapse/cezaya mahkum etmek (2) cümle
    847. sentimental = duygusal (= emotional)
    848. session = toplantının her bir oturumu
    849. sewage = lağım, kanalizasyon
    850. shade = (1) gölgelik (2) renk tonu
    851. shortcoming = kusur, eksik, noksan
    852. shorten = kısaltmak
    853. show off = hava atmak
    854. shuffle = karıştırmak ( iskambil kağıtlarını); ayak sürüyerek yürüme
    855. sigh = iç çekmek *** a sigh of relief = derin/rahat bir nefes
    856. significant = (1) önemli, kayda değer (2) manalı, anlamlı
    857. silent = sessiz, sakin
    858. simply = (1) basit bir şekilde (2) sadece, yalnızca (= only, solely, merely)
    859. simulate = taklit etmek *** simulation = taklit
    860. sink = (1) batmak (2) lavabo, musluk taşı
    861. situate = konuşlandırmak, yerleşmek, yerleştirmek (= locate)
    862. size = (1) (insan için) kıyafet bedeni (2) ebat, boyut
    863. skill = beceri, yeti, istidat (= talent, ability)
    864. slaughter = (1) kurban etmek, kesmek (2) öldürmek, cinayet işlemek (= murder)
    865. slavery = kölelik
    866. sleeve = gömlek, gömlek kolu *** buy on the sleeve = veresiye satın almak
    867. slight = hafif, az
    868. slip = kaymak *** slip of the tongue = dil sürçmesi
    869. smash = (cam, kapı vb) paramparça etmek, kırıp parçalamak
    870. smother (smadır) = (1) (yastık vb ile) boğmak (2) üzerini örtmek, kamufle etmek
    871. snap = (fotoğrafçılıkta) poz
    872. soap = sabun ****soap opera = pembe dizi
    873. sociable = sıcak kanlı, insanlarla çabuk kaynaşan
    874. solely = yalnızca, sadece
    875. soothing = yatıştırıcı (= comforting, calming)
    876. spectacular = görkemli, harikulade
    877. spectacular = görkemli, muhteşem (= impressive, stunning)
    878. spend = harcamak ( para vb)
    879. spillage = (yere vb) dökülen şey, döküntü (su vb)
    880. spin = (1) fırıl fırıl dönmek (2) (ip için) eğirmek
    881. spine = omurga, belkemiği
    882. spiritual = manevi, ruhani
    883. spoiled = şımarık (= mischievous (=misçivıs)
    884. spouse = eş (karı veya koca)
    885. spread = yaymak, yayılmak ***widespread = geniş çaplı, yaygın
    886. spring = (1) bahar mevsimi (2) su kaynağı
    887. stability = istikrar, denge
    888. staff = personel
    889. stage = (1) sahne (tiyatro) (2) aşama, merhale
    890. stage = sahne, derece
    891. startle = (1) korkutmak, ürkütmek (2) şaşırtmak, affalatmak
    892. statement = (1) söz, ifade (2) demeç *** give statement = ifade vermek
    893. statue (steyçu) = heykel
    894. steadily = sabit bir şekilde, istikrarla (= constantly)
    895. steal = çalmak, hırsızlık yapmak
    896. stealthily (steltili) = hırsız gibi, sinsi bir şekilde (= sneakily (snikili)
    897. stem = ağaç gövdesi *** stem from = --- den kaynaklanmak
    898. stimulate = (1) teşvik etmek, motive etmek (= encourage) (2) (beyni) uyarmak
    899. stir = (1) karışıklık, kargaşa (2) karıştırmak ( çorba vb) ***Stir up = Kızıştırmak
    900. store = depo, depolamak

  10. #10
    Senior Member ferda
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    123
    Rep Puanı
    0

    Dil Sınavları için En Önemli 1000 Kelime 10

    901. storm = fırtına ***blizzard = kar fırtınası
    902. stranger = yabancı, ecnebi
    903. stray = (1) başıboş aylak kimse (2) sokakta yaşayan kedi, köpek vb
    904. stress = (1) buhran, bunalım, stres (2) vurgulamak (= emphasize)
    905. stretch = (1) uzamak, uzanmak (2) germek
    906. strike = (1) grev *** on strike = grevde (2) darbe, vuruş
    907. stroll = ağır ağır dolaşmak (= go for a stroll = dolaşmaya çıkmak)
    908. subject to = (1) (ölüme, yalnız kalmaya vb) maruz kalmış (2) olası, muhtemel
    909. substantial = çok önemli, önemli ölçüde
    910. sue = dava açmak
    911. sufficiently = yeterli miktarda
    912. suffrage = oy kullanma hakkı
    913. suggestion = öneri, tavsiye
    914. suggestive of = manalı, imalı, insanın aklına bir şey getiren
    915. suit = yakışmak (kıyafetin vb.)
    916. supply = (1) tedarik etmek,sağlamak (2) kaynak *** supply of water= su kaynağı
    917. support = desteklemek
    918. supportive = (1) destek veren, anlayış gösteren (2) yardımsever, şefkatli
    919. suppress = (duygularını, bağışıklık sistemini vb) baskılamak
    920. surpass = üstün olmak, geride bırakmak, üstün olmak
    921. surrender = teslim olmak X surround
    922. suspend = askıda , muallakta bırakmak, okuldan uzaklaştırma
    923. suspicion = şüphe
    924. symptom = semptom, belirti (hastalık vb için)
    925. take off = (1) havalanmak (2) taklit emek
    926. take on = (sorumluluk vb) üstlenmek
    927. tame = evcil hayvan (= docile, domesticated)
    928. tapestry = duvar halısı
    929. tasteful = (1) zevkli, zevkine düşkün kişi (2) zevkle yapılan/hazırlanan (desen vb)
    930. tasty = lezzetli
    931. temple (tempıl) = tapınak, mabet (= shrine, sanctuary)
    932. tenderness = şefkat, merhamet, anlayış (= affection)
    933. terminal = (1) ölümcül (hastalık) (= perishing) (2) uçta/sonda bulunan, son, nihai
    934. terminate = (1) (sözleşme, kontrat vb) sonlandırmak, bitirmek (2) yok etmek
    935. territory = bölge, arazi
    936. the rest of… = --- nın geri kalanı
    937. thoughtless = düşüncesiz, patavatsız, kaba (= tactless, rude)
    938. throughout = boyunca
    939. throw = atmak, fırlatmak
    940. throw out = (çöp vb) dışarı atmak
    941. thunderstorm = yıldırımlı fırtına
    942. tomb = mezar, kabir, türbe (= grave)
    943. tough = (1) sert, katı, dayanıklı madde (2) (yiyecek vb) çiğnenmez, iyi pişmemiş (3) (insan için) çetin, dayanıklı, çok hayat tecrübesiyle yoğrulmuş
    944. trace = iz, izini sürmek
    945. trade = (1) ticaret yapmak, alım satım yapmak (2) ticaret
    946. traditional = geleneksel
    947. trail = iz, patika
    948. train = (1) eğitmek, eğitim görmek (= educate) (2) idman/antrenman yapmak (3) stajyerlik/çıraklık yapmak
    949. transmit =(1) göndermek, iletmek (mesaj vb) (2) (hastalık vb) bulaştırmak
    950. trash = çöp (= garbage)
    951. treasure (trejı= )= hazine
    952. treat = (1) tedavi etmek *** treatment = tedavi (2) davranmak
    953. trick = hile, tuzak, çeldirme ***play a trick on = kandırmak, kötü şaka yapmak
    954. trim = (1) (ağaç) budamak (2) (saç) kırpmak, kesmek
    955. tripe = işkembe
    956. truthful about = (1) sadece doğruyu söyleyen (2) gerçeklere uygun, doğru (söz)
    957. turn in = (1) (yetkili kişiye) teslim etmek (2) uyumaya gitmek
    958. unattended = sahipsiz, sahibi ortada gözükmeyen (eşya, çocuk vb)
    959. unbearable = katlanılmaz, dayanılmaz (baskı, sıcaklık, soğuk vb) (= intolerable)
    960. uncultured = kültürsüz, tahsilsiz, cahil (= uncultivated, boorish, unsophisticated)
    961. undermine = zayıflatmak, baltalamak, temelini çürütmek (= weaken)
    962. undertake = (zor ve üzün sürebilecek bir işi) üstlenmek, sorumluluğunu almak
    963. undertake = üstlenmek (= take on)
    964. unfortunate = talihsiz, şansız (= unlucky)
    965. unlimited = sınırsız (= unrestricted)
    966. unreliable = güvenilmez
    967. untimely = vakitsiz, yersiz, olmadık zamanda (= at an awkward time)
    968. unusual = sıra dışı, alışılmamış (= extraordinary, exceptional)
    969. unwind = (1) (özellikle işten sonra) rahatlamak, dinlenmek (2) düğüm/sargı çözmek
    970. upgrade = (bilgisayar gibi makineleri) güncellemek, modelini yenilemek
    971. urgent = acil (= pressing)
    972. vacation = tatil
    973. vague (veyg) = (1) belirsiz, üstü kapalı (2) net hatırlanamayan şey X vivid
    974. valley = vadi
    975. vanish = 1- ortadan kaybolmak 2-yok olmak
    976. variety = değişiklik, çeşitlilik
    977. vast = büyük, engin, muazzam (= immense, tremendous, huge)
    978. vet = veteriner
    979. vigorously = gayretle (= diligently)
    980. violate (vayoleyt) = (kural, kanun, hak vb) ihlal etmek, çiğnemek (= abuse)
    981. violent = şiddetli, şiddet içerikli
    982. virtually = hemen hemen, neredeyse (= practically, nearly, almost)
    983. vocation = meslek
    984. volunteer = gönüllü, ücret almadan yardım eden
    985. vote for/against = (1) oy (2) oy vermek
    986. voyage = deniz yolculuğu
    987. wantonly = (1) durduk yere, sebepsiz yere (2) ahlaksızca, şehvetle
    988. wear = takınmak( gözlük, kolye, kıyafet),giymek
    989. weep = ağlamak, sızlamak (= cry, sob)
    990. whirl = (1) hızla dönmek (2) girdap
    991. wholly = tamamen, tümüyle, bütünüyle (= entirely)
    992. widely = geniş çapta, oldukça
    993. widow = kadın dul ***widower = erkek dul
    994. withdraw from = (1) (savaştan,seçimlerden vb) geri çekilmek (= pull out of) (2) (bankadan, hesaptan vb) para çekmek
    995. withdrawn = içine kapanık (= reserved, inhibited)
    996. witness = (1) şahit olmak (2) tanık, şahit, görgü tanığı
    997. worthless = değersiz (= valueless)
    998. yard = avlu, bahçe
    999. yield = (1) ürün meyve vermek (2) ürün kazanç
    1000. zip = fermuar

  11. #11
    Administrator mehmetengin
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    1,018
    Rep Puanı
    10

    Ynt: Dil Sınavları için En Önemli 1000 Kelime

    çok güzel bir çalışma herkesin işine yarayabilecek kelimeler ellerine sağlık

  12. #12
    Junior Member haktas
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    3
    Rep Puanı
    0

    Ynt: Dil Sınavları için En Önemli 1000 Kelime


    thank you so much.

  13. #13
    Senior Member ferda
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    123
    Rep Puanı
    0

    Ynt: Dil Sınavları için En Önemli 1000 Kelime

    your welcome

  14. #14
    Junior Member latinatesi
    Üyelik Tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    1
    Rep Puanı
    0

    Ynt: Dil Sınavları için En Önemli 1000 Kelime

    harika kelimeler! bizzat hepsi karsima cikti eline saglik!

  15. #15
    Junior Member sercandogan
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    1
    Rep Puanı
    0

    Ynt: Dil Sınavları için En Önemli 1000 Kelime

    TEK KELİMEYLE HARİKAAA!!!!!! ELLERİNE SAĞLIK

+ Konuyu Cevapla

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

     

Benzer Konular

  1. Geçmiş GRE sınavları
    Konuyu Açan: ckoyunoglu, Forum: Gre Örnek Sınavlar.
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj : 10-19-2011, 10:17 PM
  2. Cevaplar: 16
    Son Mesaj : 09-13-2011, 12:50 PM
  3. Rusça için günlük kelime bilgisi
    Konuyu Açan: mehmetengin, Forum: Rusça.
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 05-14-2011, 12:29 PM
  4. Almanca için gerekli kelime bilgisi
    Konuyu Açan: snowflake, Forum: Almanca.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 05-14-2011, 12:25 PM
  5. Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 08-17-2009, 07:53 PM

Bu Konuyu Paylaşın !

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61