201. considerably = önemli ölçüde, oldukça
202. considerately = düşünceli/nazik bir şekilde
203. consideration = göz önünde bulundurma/düşünme
204. consist of = ibaret olmak, meydana gelmek
205. conspire against = birine komplo kurmak (= plot against)
206. constantly = 1-sürekli 2- aralıksız
207. constantly = sürekli
208. constitute = oluşturmak, meydana getirmek (= make up)
209. constrain = zorlamak (= restrain, force)
210. construct =inşa etmek, yapmak (= build)
211. consult = danışmak (= check with)
212. consume = tüketmek (= use up)
213. contact with = birisi ile kontak/temas kurmak, irtibata geçmek
214. contemporary = çağdaş, aynı çağda yaşayan
215. content with = --- den memnun
216. contest = yarışma, müsabaka *** beauty contest = güzellik yarışması
217. continent = kıta
218. contract = (1) sözleşme yapmak (2) küçülmek, büzülmek (= shrink) (3) hastalık kapmak
219. contradict = çelişmek
220. contradictory = çelişkili, tutarsız, kendini yalancı çıkaran (= inconsistent)
221. contribute to = katkıda bulunmak
222. controversial = tartışmalı, fikir ayrılığına sebep olan (= disputable, debatable)
223. controversy = anlaşmazlık, fikir ayrılığı
224. conventional = geleneksel, alışılagelen
225. converse = (1) karşıt, zıt (2) konuşmak
226. convert into = dönüştürmek (= change)
227. convict = mahkum, tutuklu
228. convince = ikna etmek
229. correctly = doğru bir şekilde, düzgünce (= accurately, precisely)
230. correspond to = bir şeyle uymak, uygun düşmek, tekabül etmek (= agree, match)
231. correspond with = birisi ile yazışmak
232. counterpart = karşılığı, dengi (“Sultan” kelimesinin counterpart’ı “Kral” dır)
233. couple = çift
234. course = (1) gidişat, ilerleme (zaman/mekan içinde) *** in the course of = ---nın esnasında (2) (nehir için) akış yönü (3) öğrenim, kurs
235. cramped = hijyenik olmayan
236. crash = (1) kaza, şiddetli ses, iflas (2) yere düşme , çarpma
237. crawl = emeklemek
238. create = yaratmak
239. credibly = inanılır bir şekilde (= believably)
240. criminal = ciddi bir suç/cürüm işlemiş,suçlu
241. crippled = felçli, kötürüm (= paralysed) (2) engellenmiş, gerilemiş (ekonomi vb)
242. crocodile = timsah (= alligator)
243. cross out = üstünü çizmek, silmek (= delete)
244. crumble = ufalanmak, parçalanmak (= disintegrate, fall apart)
245. cultivate = tarım yapmak, tarlayı vb sürüp ekmek
246. curator = sanat galerisi/müze/kütüphane görevlisi
247. currency = döviz
248. curve = eğim, eğmek
249. custom = gelenek, görenek *** customs = gümrük
250. customary = geleneksel (= traditional

251. debate = tartışmak
252. debt = borç
253. deceit = kandırmak *** deceitful = hilekar, hileci
254. deceive = kandırmak, kafaya almak (= take in)
255. decipher = şifresini çözmek
256. decipher = şifresini çözmek, anlamını meydana çıkarmak
257. declare = ilan etmek, beyan etmek
258. decline = (1) azalmak, gerilemek (2) kibarca reddetmek (= turn down)
259. dedicate = kendini adamak (= devote to, commit oneself to)
260. dedicate to = kendini adamak (= devote to)
261. deduce = sonuç çıkarmak (= conclude, assume)
262. deduction = tümevarım, sonuç (= conclusion)
263. deepen = derinleştirmek, derinleşmek
264. defeat = yenmek, bozguna uğratmak (= beat)
265. defect = bozukluk, kusur, hata, sakatlık *** speech defect = konuşma özrü
266. defend = savunmak
267. define = tanımlamak
268. degeneration = yozlaşma, aslını kaybetme
269. delay = geciktirmek
270. delightful = zevkli, hoş
271. deliver = (1) siparişi teslim dağıtmak/teslim etmek (= distribute) (2) doğurmak vermek (3) deliver speech = konuşma yapmak
272. demand = (1) talep, istek (2) talep etmek, istemek ***in demand = revaçta
273. demobilize = askerden terhis etmek
274. demolish = yıkmak, parçalamak (= do away with)
275. demonstrate = (1) uygulamalı bir şekilde göstermek (= show) (2) gösteri yapmak, protesto düzenlemek
276. deny = (1) inkar etmek (2) yapmasını yasaklamak (deny somebody to do something)
277. depress = (1) üzmek (= sadden, upset) (2) bastırmak (= press down)
278. derive from = çıkarmak, gelmek
279. descend = inmek, azalmak
280. desert = çöl
281. deserve = hak etmek
282. design = plan çizmek, tasarlamak
283. design = tasarlamak, dizayn etmek
284. desire = (1) istek, arzu (2) istemek, arzu etmek (= wish)
285. desolate = mutsuz, kederli (= depressed) (2) terkedilmiş (= deserted)
286. dessert = tatlı
287. destination = hedef, varılacak yer
288. destiny = kader, kısmet
289. destroy = yıkmak, yok etmek (= damage, ruin)
290. detain = alıkoymak, göz altında tutmak (= take into custody)
291. detect = meydana çıkarmak, işin aslını ortaya çıkarmak (= discover, notice)
292. detection = teşhis etmek, belirlemek
293. deter (someone) from = caydırmak, engel olmak (= discourage)
294. deteriorate = kötüleşmek, kötüye gitmek (= aggravate, worsen)
295. determination = (1) azim, kararlılık (= ambition) (2) inat (= stubbornness, obstinacy)
296. devastate = yıkmak, tahrip etmek (= destroy)
297. develop = (1) geliş(tir)mek, genişle(t)mek, ortaya atmak (teori, fakir vb) (2) (foto) film banyo ettirmek (3) (vücudun ürettiği bir hastalığa) yakalanmak “develop cancer”
298. deviate = sapmak, yönünü değiştirmek (= diverge, stray)
299. devote = adamak
300. diagnose as = teşhis etmek